Biz engelliler, istatistiklerin 9 milyon dolayında gösterdiği büyük bir kitleyiz. Ailelerimizle birlikte sayımız
35 milyonu aşmaktadır.
Engelli olmayı ya da engelli doğmayı kendimiz seçmedik. Bu durumu, ülkemizin olumsuz yaşam
koşulları ve hükümetlerin ağır ihmali “armağan” etti bize.
Anayasamızın 2. maddesi devletimizin “sosyal” niteliğini açıkça belirtmektedir. Sosyal devlet, toplumun
en güçsüz kesimlerinden başlayarak yurttaşlarının sağlık, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik gibi temel
gereksinimlerini karşılayan devlet demektir. Devletin “sosyal” niteliğini yaşama geçirmek, hükümetlerin
anayasal yükümlülüğüdür. Ne yazık ki hükümetler, bugüne dek bu yükümlülüklerini, yeterince yerine
getirmemişlerdir.
Ülkemizdeki engelli nüfusun % 90’ından fazlası istihdam ve eğitim olanaklarından yoksundur. Toplam
nüfusun % 12,29’ unu oluşturdukları halde ulusal gelirin sadece on binde 28’i engelliler için
harcanmaktadır.
Kentlerimiz, açık alanlarımız, konutlarımız ve toplu taşım araçlarımız, engelliler yok sayılarak
planlanmıştır. Haklara, hizmetlere, mekânlara ve bilgiye erişebilmemizin önünde halen büyük engeller
bulunmaktadır.
Toplumumuzda engellilere yönelik ayrımcı değer yargıları, tutum, davranış ve uygulamalar son derece
yaygındır.
Ücretsiz ya da indirimli tarifelere ve sosyal yardımlara dayanan sosyal hizmet sistemimiz, aciz, bakıma,
himayeye ve yardıma muhtaç engelli imajının doğmasına ve pekişmesine yol açmıştır. Bu sayede
engelliler halkın çoğunluğu tarafından hak öznesi olan eşit kişiler olarak değil, bakılması, korunması ve
yardım edilmesi gereken “zavallı kişiler” olarak görülmektedir. Daha da kötüsü, geleneksel söylemlerin
ve yanlış yapılandırılmış sosyal yardımların etkisi altında engelliler de kendilerini öyle görmeye
başlamışlardır. Bu yüzden örgütlenmeye ve mücadeleye olan talep bir hayli zayıflamıştır.
Çağdaş demokrasilerin en önemli özelliği olan karar alma süreçlerine katılım ve temsil hakkı yok
sayılmaktadır.
Engelli çocuklar ve kadınlar her türlü ihmal ve istismara, şiddete ve kötü muameleye karşı
korunmasızdır. Engelli kadınlar, engelliliğe ek olarak kadın olmaları nedeniyle de haksız ve ayrımcı
uygulamalara daha fazla maruz kalmaktadırlar.
Derneğimizin de içinde bulunduğu engelli örgütlerinin yoğun mücadeleleri sayesinde elde edilen kimi
kazanımlarımız da son yıllarda birer birer elimizden alınmakta, zaten son derece sınırlı olan ve sıkı
koşullara bağlanmış bulunan engelli aylıkları ve evde bakım ücretleri kesilmektedir.
Yürürlükteki Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliği nedeniyle önemli hak kayıpları yaşanmaktadır.
Kaynaştırma eğitimi adı altında gerçekleştirilen uygulama, gerekli altyapı ve eğitim ortamları
sağlanamadığı için engelli çocukların niteliksiz eğitim görmesine ve başarı oranlarının düşmesine neden
olmaktadır.
İşçi ya da kamu personeli olarak istihdam edilen engellilerin büyük çoğunluğu, işverenlerin önyargıları
nedeniyle ya da verimli olacakları alanlarda iş verilmediği için üretim süreçlerinin dışında tutulmakta,
kimi engelliler aydan aya gelip maaşını almaya zorlandıkları için topluma arzu ettikleri katkıyı
sunamamaktadırlar. Bu durum, onların manevi olarak çökmelerine ve öz güvenlerini yitirmelerine yol
açmaktadır.
Bu olumsuz zincir, böylece uzatılabilir.
Altınokta Körler Derneği olarak bu olumsuz gidişe sesimiz yettiğince “DUR!” diyoruz ve yetkilileri göreve
çağırıyoruz.
İKTİDARI VE MUHALEFETİYLE TÜM SİYASAL PARTİLERE SESLENİYORUZ!
• Bizler, himaye, himmet, sadaka değil, herkesle eşit haklara, fırsatlara ve olanaklara sahip, başı
dik yurttaşlar olarak yaşamak istiyoruz.
• Hak öznesi yurttaşlar ve toplumsal bir taraf olarak kabul edilmek istiyoruz.
• Kimsenin yardımına gereksinim duymadan yaşamını sürdüren, kendi kendine yeterli bağımsız
bireyler olmak istiyoruz.
• Engellilere, kadınlara ve çocuklara yönelen ayrımcılık, dışlama, şiddet, taciz ve istismarın sona
erdirilmesini istiyoruz.
• Salgın hastalıklar, beslenme yetersizliği, akraba evliliği, iş ve trafik faciaları, savaş ve terör gibi
sakatlık kaynaklarının kurutulmasını istiyoruz.
• Dünya Sağlık Örgütünün ICF standartlarına uygun yeni bir Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliği
istiyoruz.
• İlaç, beyaz baston ve yardımcı araç-gereçlerin ücretlerinin tamamının devletçe karşılanmasını
istiyoruz.
• Üretim süreçlerinde verimli ve etkin olarak yer almak istiyoruz.
• Nitelikli, işlevsel ve erişilebilir bir eğitim istiyoruz.
• Engellilerin üniversiteye giriş sınavlarına istedikleri illerde ve yardımcı özel cihazlarıyla
girmelerinin sağlanmasını istiyoruz.
• Haklara, hizmetlere ve bilgiye erişimin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
• Herkes için tasarlanmış kentler, sokaklar, konutlar, toplu taşım araçları, ürünler ve yaşanabilir bir
ülke istiyoruz.
• Toplumsal yaşamda, bilimde sanatta ve siyasette etkin olarak yer almak istiyoruz.
• Temsil organlarında sadece engelli sorunları için değil ülke ve dünya sorunlarının çözümüne
katkı sunabileceğimiz için de yer almak istiyoruz.
• Her şeyden ücretsiz ve indirimli yararlanmak değil, engellilikten kaynaklı ilave giderlerimizi
karşılayacak düzeli bir engelli aylığı almak istiyoruz.
• Tüm yurttaşlara, ücretsiz bakım hizmeti sunulabilmesi için bir an önce bakım sigortasının
kurulmasını istiyoruz.
• Nesnel, adil ve etkili bir sosyal yardım sistemi istiyoruz.
• Engelli aylığı ve evde bakım ödeneği gibi sosyal haklarla ilgili kriterlerde engellinin bir birey
olarak görülmesini istiyoruz.
• Birçok dünya ülkesinde olduğu gibi Beyaz Baston Yasası adı altında çıkartılmış bağımsız bir
Beyaz Baston Yasasının hayata geçirilmesi için hükümetimizin konuya sahip çıkmasını istiyoruz.
AYRILMAZ BİR PARÇASI OLDUĞUMUZ TÜRKİYE TOPLUMUNA, HÜKÜMETİMİZE ve SİYASAL
PARTİLERE SESLENİYORUZ!
• Bizim sorunlarımız tüm toplumun sorunlarıdır.
• Sorunlarımıza ve istemlerimize sahip çıkın.
• Haklı mücadelemize destek olun.
• Çünkü kadınıyla erkeğiyle, engelli olanı ve olmayanıyla, çocuğu, genci ve yaşlısıyla, etnik ve
inançsal çeşitliliği ile Türk Toplumu olarak kaderimiz ve geleceğimiz ortaktır.
ALTINOKTA KÖRLER DERNEĞİ GENEL BAŞKANI FERMANİ KURTEL ADINA
ALTI NOKTA KÖRLER DERNEĞİ BALIKESİR ŞUBE BAŞKANI SÜLEYMAN BOZTEPE
